İslami İran ile Hamas arasındaki ilişkiler tekrar rayına oturmaya başlamıştır. Suriye'de Emperyalist-Siyonist-Vahhabi ittifakı ile başlatılan olaylar sonrasında Hamas'ın düşüncesizce Şam ile köprüleri atmaya karar vermesi bu ilişkileri bozmuştu.

İslami İran bölgedeki en önemli oyuncu, Hamas ise en önemli direniş gruplarından biridir. Bu duruma bakılırsa bu ikili arasındaki ilişkinin hem samimi hem de yakın olması beklenmektedir. Suriye'de Beşşar Esed yönetimini devirmek için başlatılan dış kaynaklı komploya kadar bu durum zaten böyleydi.

Dünyadaki pek çok ülkeden farklı olarak İran'ın dış politikası olgun bir tarzda yürütülür. Bu durum özellikle Filistin direniş grupları olan Hamas ve İslami Cihad ile ilişkilerde göze çarpmaktadır. Suriye'deki dış kaynaklı komplo uzun süredir devam eden ilişkilerde bir çatlağa yol açmıştır. Zira bazı Hamas liderleri Bilâdu’ş-Şam’da olanlar karşısında açık bir pozisyon almak yerine duygusal bir tercihte bulunmuşlardır. Böylece Suriye'nin yirmi yıl boyunca Filistinli direniş gruplarına hiçbir kısıtlamada bulunmadan ofis ve tesisler tahsis ettiğini göz ardı etmişlerdir. Bu, hiçbir Arap devletinin yapmadığı bir şeydi. Ayrıca Suriye'nin başına bela edilen sorunların emperyalist-Siyonist-Suudi ortak komplosu ve direniş cephesine Esed tarafından verilen desteğin cezası olduğunu da görmezden gelmişlerdir.

Hamas tüm bu faktörleri düşünmeden hızlı bir karar verip isyancıların yanında yer almıştır. Ayrıca önceki müttefiklerini terk etse de Mısır'daki İhvan hükümeti, Türkiye ve Katar sayesinde çok daha geniş bir destek bulabileceğini düşünmüştür. Bu yanlış bir hesaplamaydı ve Hamas'ın sadece Suriye ile değil İran ve Hizbullah ile de ilişkilerini bozmuştur. İslami Cihad bu tuzağa düşmemiştir. Şam'daki bürolarını başka yerlere taşısa da iki önemli oyuncu olan Hizbullah ve İran ile ilişkilerini bozmamıştır. Bu da mevcut durumda büyük önem arz etmektedir. Hamas liderlerinin son iki senedir Tahran'daki uluslararası görüşmelere katılmamaları dikkat çekicidir. Bu da İran'ın davet etmemesi sebebiyle değil, Hamas'ın orada görünmemeyi tercih etmesiyle ilgilidir. İslami Cihad lideri Dr. Ramazan Abdullah Şallah ise her zaman hazır bulunup görüşmelere iştirak etmiştir.

Ancak son gelişmeler Hamas'ı stratejisini yeniden düşünmeye zorlamıştır. Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin hükümeti askeri darbe ile devrilmiştir. Suudiler bu darbeyi desteklemekle kalmayıp hem İhvan hem de Hamas'a karşı aşırı düşmanca bir tavır içerisine girmişlerdir. Mısır'daki ofisleri kapatılmış ve Mısır askeri yönetimi Siyonistleri bile geride bırakan bir baskı ve düşmanlık ortaya koymuştur. Katar ise güvenilir olmayıp, izlediği politikanın ne zaman değişeceği belli değildir. Güvenilir tek müttefik olarak İran kalmaktadır.

Geçtiğimiz haftalarda İranlı yetkililer ile Hamas arasında görüşmeler tekrar başlamıştır. İslami Cihad lideri Ramazan Abdullah Şallah Hamas Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal'in Tahran ziyaretinde arabuluculuk yapmıştır. Daha sonra da Rehber, İmam Seyid Ali Hamaney ile bir görüşme beklenmektedir. Aslında Hamas'ın tüm yöneticilerinin de geçmişte yaşanan siyasi kaymadan pek memnun olmadığı unutulmamalıdır. Örneğin Mahmud Zahar her zaman İslami İran'ın önemli bir oyuncu olduğunu ve hareketin mücadelesine verdiği desteğin hayati önem arz ettiğini ifade etmiştir. Zahar 10 Mart'ta ikili ilişkileri eski haline getirmek için adımlar atacağını duyurmuştur. İran Meclis Sözcüsü Dr. Ali Laricani de bunu doğrulamıştır: "İran'ın Hamas'a desteğinin temelinde direniş vardır."

Hamas yetkilileri bölgedeki gelişmelerin temel realiteleri kökten değiştirdiğini anlamış durumdadırlar. Gerek Mısır ve Suud'un İhvan ve Hamas'a karşı düşmanca tutumu, gerekse İran ve Doha yönetimi arasındaki ilişkilerin ısınması da Hamas'ın olayları yeniden düşünmesinde etkili olmuştur. Hamas yönetiminin izlediği politikayı dikkatlice düşünüp acele kararlar vermemesi gerekir. Diğer yandan İslami İran da büyük ortak olarak ilişkilerde alicenap ve affedici olmalıdır ve olmuştur. Gerçek bir İslami Devlet'in göstergeleri bunlardır.

Hamas ayrıca kendisini yirmi yıl boyunca Şam'da misafir etmiş Suriye yönetimine karşı tavır alırken de düşünmelidir. Anlaşmaların sürdürülmesi konusunda Kur'an'ın emirleri açıktır (2:177). Böyle bir anlaşmanın Müslümanlar ile yapılmış olma şartı da yoktur. Tek şart diğer tarafın anlaşmayı çiğnememesi ya da düşmanlık etmemesidir. Suriye yönetiminin onlarca hatası vardır ancak Hamas, İslami Cihad ya da Şam'daki diğer Filistinli gruplara karşı düşmanlık yapmamıştır. Ayrıca Suriye'deki ayaklanmanın temelinde emperyalizm, Siyonizm ve Vahhabilik'in kirli ittifakı vardır. Hamas liderleri de bu gerçeğe kör değildir.

Büyük bir olgunluk göstermenin ve taifeciliği/mezhepçiliği terk etmenin zamanıdır. Umulan odur ki İslami İran ile yaşanan sorunlar geride kalmış olup bir daha tekrar etmeyecektir.

Çeviren: Gürkan Bayır