Global Research

Washington Suriye’ye yapılacak olası bir askeri müdahale için yalnızca yasal bir yetkiden değil, ahlaki yetkiden yoksun. Şu an masum sivil insanlara karşı Beşar El-Esed’in gerçekleştirdiği iddia edilen kimyasal saldırıdan fersahlarca fazla ölümcül kimyasal silahlar kullanma geçmişine sahip bir devletten bahsediyoruz.

İşte ABD Hükümeti ve onun müttefikleri tarafından gerçekleştirilen 10 kimyasal silah saldırısının bir listesi…

1. ABD Ordusu 1962-1971 arasında Vietnam’a 20 Milyon Galon Kimyasal Boşalttı

Associated Press’ten

Vietnam Savaşı sırasında ABD ordusu, Vietnam’ın ve komşu ülkelerinin orman ve tarım alanlarına 20 milyon galon kimyasal püskürttü. Bunların içinde çok zehirli Portakal Gazı da bulunuyor. Kasıtlı bir şekilde gıda kaynaklarını yıkıp, orman ekolojisini mahvedip, yüz binlerce masum insanın hayatını alt üst ederek. Vietnam 10 yıl boyunca devam eden kimyasal saldırının sonucu olarak 400.000 insanın öldürüldüğünü ya da sakat kaldığını, 500.000 bebeğin ise doğum kusurlarıyla dünyaya geldiğini ve 2 milyon kişinin de kanser ya da diğer hastalıklara maruz kaldığını tahmin ediyor. 2012’de, Kızılhaç Vietnam’da 1 milyon insanın Portakal Gazı’na bağlı olarak sakatlıklara ya da sağlık problemlerine sahip olduğunu tahmin ediyor.

*Portakal Gazı(Agent Orange), bir herbisit ve yaprak dökücüdür. Kimyasal adı 2, 4, 5-trikloro fenoksi asetik asittir. Madde ardında dioxin maddesini bırakmaktadır. Vietnam’da hala insanlar üzerindeki kas ve kemik bozuklukları, doğumsal anormaliler gibi etkilerini göstermektedir.

2. İsrail 2008-2009’da Filistinli Sivillere Beyaz Fosforla Saldırdı

Associated Press’ten

Beyaz fosfor insan etini kemiğe kadar eriten korkunç yakıcı bir kimyasal silahtır.

2009’da İnsan Hakları İzleme Örgütü, Uluslar arası Af Örgütü ve Uluslar arası Kızıl Haç’ı da içine alan birçok insan hakları grubu, İsrail’in kendi ülkelerinde sivillere kimyasal silahlarla saldırdığını rapor etti. Bir Uluslar arası Af Örgütü ekibi Beyaz Fosfor’un, yoğun nüfuslu sivil bölgelerde yaygın bir şekilde kullanımına dair su götürmez deliller bulduğunu iddia etti. İsrail Hükümeti başlangıçta iddiaları reddetti ancak nihayetinde bu iddiaların doğru olduğunu kabul etti.

Bu STK’ların bir dizi iddiasının ardından, İsrail ordusu Gazze’deki bir Birleşmiş Milletler merkezini dahi kimyasal saldırıyla vurdu. Tüm bu delillerin Suriye’deki durumla karşılaştırılabileceğini nasıl düşünebilirsiniz? Obama neden İsrail’i bombalamaya kalkışmadı?

3. Washington 2004’te Iraklı Sivillere Beyaz Fosforla Saldırdı

Associated Press’ten

2004’te Irak’taki ABD ordusu savaş cephesi muhabirleri, Felluce’de Iraklı direnişçilere karşı Beyaz Fosfor kullanıldığını rapor etmeye başladı. Ordu önce yalan söyledi ve bunun sadece Beyaz Fosfor’u sis perdeleri oluşturmak ya da hedefleri aydınlatmak için kullanmaktan ibaret olduğunu iddia etti. Ardından, bu uçucu kimyasalı yakıcı bir silah olarak kullandığını kabul etti. O dönem, İtalyan televizyon yayın kuruluşu RAI “Felluce, Gizli Katliam” başlıklı, gaddarca video görüntüleri ve fotoğraflar, Felluce sakinlerinden görgü tanığı röportajları ve ABD askerlerinin ABD Hükümeti’nin nasıl bu Irak şehrine gelişigüzel beyaz kimyasal ateşi yağdırdığını ve kadınları ve çocukları ölümüne erittiğini anlattığı bir belgesel yayınladı.

4. CIA 1988’de Saddam Hüseyin’in İranlıları ve Kürtleri Kimyasal Silahlarla Katletmesine Yardım Etti

Şu an CIA kayıtları, Washington’un o zaman Saddam Hüseyin’in İran-Irak savaşında kimyasal silah kullandığını(sarin gazı, sinir gazı ve hardal gazı dahil) bilmekte olduğunu ispat ediyor. Yine de Irak ordusunun eline istihbarat bilgilerini yağdırmaya devam etti. Onun bu bilgileri kimyasal saldırı yapmak için kullanacağını bile bile, Saddam’ı İran birliklerinin hareketleri konusunda bilgilendirdi. 1988 yılı başlarında bir ara, Washington Saddam’ı, Irak Hükümetine karşı belirleyici bir galibiyetle savaşı bitirebilecek bir İran birliğinin hareketi konusunda uyardı. Mart’ta Washington’daki yeni arkadaşlarıyla yüreklendirilmiş Saddam, İran birlikleri tarafından işgal edilmiş bir Kürt köyünü birçok kimyasal maddeyle vurdu. Bunun sonucunda 5.000 kadar insan ölürken, 10.000 civarında çoğu sivil olan kişi yaralandı. Takip eden yıllarca binlerce kişi daha komplikasyonlar, hastalıklar ve doğum kusurlarından yaşamını yitirdi.

5. ABD Ordusu 1950’lerde Fakir, Siyahi St. Louis Mahalleleri Sakinleri Üzerinde Kimyasallar Denedi

1950’lerin başında ABD ordusu, çoğunluğunu siyahilerin oluşturduğu St. Louis mahallelerinde, aynı zamanda sakinlerinin %70 kadarını 12 yaş altı çocukların oluşturduğu başka bölgeler de dahil olmak üzere, meskun çok katlı apartmanların tepesine motorlu körükler kurdu. Hükümet bölge sakinlerine bunun, Rus saldırılarından şehri korumak için bir sis perdesiyle yapılan bir deneme olduğunu söyledi. Ancak bu körükler havaya yüzlerce kilo, iyice toz haline getirilmiş çinko kadmiyum sülfür pompalıyordu. Hükümet kimyasal tozda ikinci bir bileşen bulunduğunu kabul ediyor, ancak bu bileşenin radyoaktif olup olmadığı hala gizli durumda. Tabii ki de öyleydi! Bu deneylerden bu yana, bölge sakinlerinden endişe verici bir sayıda kanser ortaya çıktı. 1955’te, Doris Spates ordunun havasını 1953-1954 yılları arasında kimyasallarla doldurduğu binalardan birinde doğdu. Aynı yıl babası açıklanamayan bir biçimde öldü, 4 kardeşinin kanserden öldüğüne tanık oldu. Kendisi ise rahim ağzı kanseri atlattı.

6. Polis ‘Occupy Wall Street’(Wall Street’i İşgal Et) Protestocularına Göz Yaşartıcı Gaz Attı

Polisin ‘Occupy’ protestocularına karşı 2011’deki vahşi şiddeti, göz yaşartıcı gaz ve diğer tahriş edici kimyasalları da içine alarak iyi bir şekilde belgelendi. Kimyasal Silahlar Sözleşmesi’ne göre, göz yaşartıcı gazın savaşta düşman askerlerine karşı kullanılması yasak. Polis, Oakland ve California’daki sivil protestoculara, uluslar arası hukukun savaş alanındaki düşman askerleri için istediği nezaket ve korumayı veremez mi?

7. FBI 1993’te Waco’da Erkek, Kadın Ve Çocuklara Göz Yaşartıcı Gazla Saldırdı

Huzurlu bir topluluk olan Yedinci Gün Adventistleri’ne yapılan Waco Kuşatması(Waco Katliamı)’nda, FBI içinde kadınlar, çocuklar ve bebekler olduğunu bile bile binaların içine göz yaşartıcı gaz pompaladı. Göz yaşartıcı gaz son derece yanıcıydı ve alev alarak binaları alevlerle yuttu. Sonuçta 49 erkek ve kadın ve 27 çocuk(bebekler ve yeni yürümeye başlayan bebekler dahil) can verdi. Şunu unutma, savaş alanında silahlanmış bir düşman askerine göz yaşartıcı gazla saldırmak bir savaş suçudur. Öyleyse, bir bebeğe göz yaşartıcı gazla saldırmak ne tür bir suçtur?

8. ABD Ordusu 2003’te Irak’a Zehirli Seyreltilmiş Uranyum Saçtı

Associated Press’ten

Irak’ta Amerikan ordusu çevreyi, binlerce tonluk zehirli ve radyoaktif bir nükleer atık ürün olan seyreltilmiş uranyumdan mamul mühimmatla doldurdu. Sonuç olarak, 2007-2010 arasında Felluce’de doğan bebeklerin yarıdan fazlası doğum kusurlarıyla dünyaya geldi. bu kusurların bazıları ise ders kitaplarında yer alan Pasifik’deki nükleer deneylerin yakınında dünyaya gelen bebeklerin fotoğraflarından başka bir yerde görülmedi. Ayrıca Irak’ta kanser ve bebek ölümleri de çarpıcı bir artış gösterdi. Avrupa Radyasyon Risk Komitesi Bilimsel Sekreteri Christopher Busby, “Bunlar kesinlikle Irak nüfusunun genetik bozulmamışlığını yok eden silahlar” diyor. Irak’taki sağlık krizleriyle ilgili 2012’de yayınlanan 4 raporun ikisini yazdıktan sonra Busby, Felluce’yi “Üzerinde çalışılmış tüm nüfusların içinde en yüksek genetik hasar oranına sahip olanı” olarak tanımlıyor.

9. ABD Ordusu 1944-1945 Arasında Yüz Binlerce Japon Sivili Napalm’la Öldürdü

Napalm, ABD ordusu tarafından bir terör silahı olarak kullanılagelmiş olan yapışkan ve son derece yanıcı bir jel. 1980’lerde BM, Napalm’ın sivil nüfusun bozkırlarında kullanılmasının bir savaş suçu olduğunu ilan etti. İşte ABD ordusu 2. Dünya Savaşı’nda tam olarak bunu yaptı. Tokyo’nun üzerine bir bombardıman saldırısında yeterli miktarda Napalm atarak 100.000 insanı ölümüne yaktı, 1 milyon insanı yaraladı ve 1 milyon kişiyi de evsiz bıraktı. Bu 2. Dünya Savaşı’nın en ölümcül münferit hava saldırısıydı.

*Napalm bombası, belirli sayıda yanıcı sıvıların pelteleştirilmiş benzin ile karışımı.

2. Dünya Savaşı'nda, Harvard Üniversitesi'nden Louis Fieser’in başkanlık ettiği bir kimya grubu tarafından geliştirildi. İlk olarak Pasifik‘te Tinian Savaşı‘nda kullanıldı. Vietnam Savaşı fotoğrafçısı olan Kim Phuc, bir sözünde "Napalm hayal edebileceğiniz en korkunç silahtır. Su 100 derecede kaynar, napalm 800-1200 derece sıcaklık üretir" demiştir. Bazı durumlarda, hızlı öldürdüğünden dolayı kurbanlar fazla acı çekmez. Fakat sağ kurtulanlarda 3. ve 2. dereceden yanık oluşur.

ABD, Vietnam Savaşı’nın sonlarına doğru daha güçlü bir Napalm’e ihtiyacı olduğunu, başlıca Napalm tekeli olan DOW Chemical’a bildirdi. Böylece daha korkunç olan Napalm-B karışımı ortaya çıktı. Bu karışımda ana yanıcı madde olarak, geleneksel Napalm’den daha farklı bir yön çizilerek KEROSEN (Uçak Yakıtı jp-4 jp-8 vb.) kullanıldı. Bu da daha yüksek bir ısı ortaya çıkmasını sağladı. Hiçbir uluslararası kanun askeri amaçlı Napalm kullanımını yasaklamıyor. Fakat sivil halka karşı kullanım 1980 yılında Birleşmiş Milletler kararıyla yasaklanmıştır.

10. ABD Hükümeti 1945’te İki Japon Şehrine Nükleer Bomba Attı

Nükleer bombalar, kimyasal silah olarak addedilmese de, öyle inanıyorum ki aynı kategoriye ait oldukları konusunda hemfikirizdir. Kesinlikle bunlar korkunç miktarda ölümcül radyoaktif kimyasal yayıyor. Bunlar kimyasal silahlar kadar ya da daha korkutucu. Ve doğaları gereği, yalnızca bir amaca uygun: Sivillerle dolu bir siteyi tamamıyla yok etmek. İlginçtir ki bu silahları kullanan dünya üzerindeki tek rejim, şu an dünyayı tehlikeli hükümetlerin elindeki tehlikeli silahlardan koruma yalanını söylüyor: Amerika Birleşik Devletleri…