Korona salgınının ortaya çıkardığı bazı sonuçlara bakarak Kapitalizm çöküyor, devletler yok oluyor, ABD çökecek gibi yaklaşımlar sevinçle ifade ediliyor. Beklentilerimiz ve isteklerimiz oldukça yerinde ancak hayallerimizi kâbusa çevirecek gelişmeler her geçen gün hayatımıza girmeye devam ediyor.

Yüzyıllardır pasif duruma düşmüş veya düşürülmüş İslam âlemi, fikir üretemeyen, bilim geliştiremeyen ve felsefe yapamayan mirası sahiplenmiş,Korona salgınını sumaklı su içmek, abdest alıp gezmek, mehdi veya mesih olabilecekler üzerinde mütalaalar yapmak veya bilime saygı duymak dışında bir refleks geliştirememiş, ancak kapitalizmin yıkılışının sebebi olarak kendini görecek kadar da ümit var durumda.

Batının çöküşü veya küresel hegemonyanın yıkılışı gibi bir durum yok ortada, adamlar gayet planlı ve programlı bir şekilde hedeflerine doğru ilerliyorlar. Bu nu da yıllarca öncesinden ilan ediyorlar.

Cebimizdeki parayı, kredi kartındaki borcu, bankadaki mevduatı, akşam sabah yediklerimizi, kimlerle görüştüğümüzü, nerelere gittiğimizi, kimlere hangi mesajları attığımızı, hangi doktora gittiğimizi, ne ilaçlar kullandığımızı, gün de kaç adım attığımızı, arabayla kaç km yolculuk yaptığımızı, kanımızda dolaşan mineral ve vitamin miktarını, hormon seviyemizi, kolesterol seviyemizi, hastalıklarımızı, duygularımızı, sevdiklerimizi, nefret ettiklerimizi, çalışma saatlerimizi, uyku süremizi, hangi filmleri seyrettiğimizi, işyeri bilgilerini, dernek parti sendika bilgilerimizi, eğitim seviyemizi, zevklerimizi, yediklerimizi, içtiklerimizi, ihtiyaçlarımızı, hedeflerimizi, eşimizi, çocuklarımızı, tapularımızı, maaşımızı, giydiğimiz ayakkabı numarasını ve markasını, oturduğumuz evin metrekaresini, Hangi meal programını kullandığımızı hangi hadisleri okuduğumuzu, her hafta attığınız böcekli çiçekli Cuma mesajlarını, komşularımızı, altyapı durumunu, arabamızı, arabanın lastiklerinin hava basınç değerlerini, libido değerlerimizi, tuvaleti günde kaç defa kullandığımızı, testesteron seviyemizi veya östrojen kalitenizi, kan grubunu, günde kaç defa otobüse bindiğinizi, metroyla nereye gittiğinizi, özel olan olmayan çektiğimiz her fotoğrafı, her belgeyi, telefonunuzdaki arkadaşlarınızı, evde tek başına tavana bakarken kendi kendine söylendiklerimizi, mezarlıktaki akrabalarımızı veya dostlarımızı, öğretmenlerimizi, dinlediğiniz şarkıları, türküleri, acaba bunu da mı dediğiniz şeyleri bile her saniye takip ederek lokasyon bilgisi dâhil ayrıntısıyla bilen ve bu bilgileri kullanarak algoritmasını kurarak küresel bir veri tabanı oluşturan, küresel bir yeni devlet veya yönetim ile karşı karşıyayız.

82 milyon nüfusa sahip olan ülkemizde 84 milyon mobil hat veya cep telefonu kullanıcısı var, onlarca GB internet ve veri kapasiteleriyle, olmadı sosyal alanlarda, evlerde, işyerlerinde ki wi-fi’ye bağlanarak akıllı telefonlar ile küresel veri tabanına her an kişisel bilgilerimizi göndermeye devam ediyoruz. Her ırktan, her mezhepten, her dinden, her köyden, her kasabadan ve her şehirden verilerin akarak gittiği merkezler acaba bu verilerle ne yapıyorlar. (3)

Darwin deyince ülkemizde daha çok maymundan insana evrim anlaşılıyor. Hayatımızı her alanda etkileyen ve Darwin’in kendi düşüncelerine temel aldığı tabiattaki doğal seleksiyon kavramını geliştirerek bazı bilim insanları laboratuvar ortamında yapay seleksiyonu icat ettiler. Bu sayede yakinen bildiğimiz ve zevkle yediğimiz koca koca meyveleri, çekirdeksiz mahsulleri ve sebzeleri geliştirdiler, bol süt veren, eti leziz hayvanlar hep bu yapay seleksiyon ile geliştirildi. Bilim insanları bu sayede sadece meyve ve sebzeleri ya da hayvanları değiştirip geliştirmediler, Mendel ve Darwin’den öğrendikleri ile insanlarda cinsiyet tayini, ebeveyn tayini, ikiz çocuk sahibi olma, genetik hastalıkları tespit gibi alanlarda da kendilerini geliştirdiler. Bol yumurtlayan etli tavuk, çok süt veren besili sığır, yağsız koyun, et verimi yüksek domuz da geliştirdiler.

Yapay seleksiyon yapıp bitki ve hayvanları geliştirmek veya değiştirmek için tüm gerekli bilgileri genetik materyal olan DNA’larından genlerinden elde ederek yaptılar. Allah tarafından her canlının kendi hücrelerinin içindeki her türlü bilgiyi içeren DNA veya genlerdeki bilgiyi değiştirerek sağladılar.

Elon Musk, Steve Jobs, Ren Zhengfei, Mark Zuckerberg, Bill Gates, Jan Koum gibi teknoloji ve sanal âlem devlerinin bilim insanları yeni tabirle CEO’ları insanı tanıyan ve her saniye takip eden akıllı cihazları veya yazılımları geliştirip her bir insanın hayatına soktular. Yukarıda saydığımız bilgilere bizim cebimizde veya çantamızda bulunan cihazlarla ulaşmaktalar ve kendi aralarında da rekabet etmekteler.

Hem İnsan genetiğini DNA’sını çok iyi tanıyan ve yapay seleksiyon ile ıslah  yapabilen Biyoloji bilim insanları, hem de  yeryüzündeki tüm insanları takip ederek her türlü bilgisini depolayan değerlendiren devasa veri havuzuna sahip küresel şirketlerin CEO’ları, Rothshildler, Rockefellerlar , Morganlar gibi küresel sermaye sahiplerinin yakın ilgi alanına girdiğini ve ortak projeler yürüttüklerini biliyoruz. Küresel Sermaye sahibi vicdansız bu Karunlar, insanları daha kolay kontrol edip yönlendirmek ve daha yaşanılır bir dünya sloganıyla bir araya getirip teknoseleksiyon ile insanları ıslah etmeye çalışıyorlar.  Bunu küresel ölçekte yayınladıkları raporlarla dergilerle yayınlarla çekinmeden söylüyorlar. Mendel ve Darwin DNA’mızı inceleyerek biyolojik şifrelerimizi, akıllı telefonlar ise dini, sosyal, siyasi ve ekonomik şifrelerimizi ortaya çıkardılar. Geriye bu iki bilgiyi birleştirip teknoseleksiyon yapmak kaldı. Buna fırsat kolladıklarını ve gelişmelerden her türlü faydalanma çabası gösterdiklerini de saklamıyorlar.(1)

1991 yılında Almanya’da yapılan Bilderberg toplantısına katılan David Rockfeller’in sızdırılan konuşmasından bir bölümde şöyle diyor: (Bu sırada Arkansas valisi olan Bill Clinton da aynı toplantıya katılanlardan)

‘’Yöneticilerini toplantılarımızda ağırladığımız ve vermiş oldukları gizlilik sözüne neredeyse 40 yıldır sadık kalmış Washington Post gazetesi, Times ve diğer basın kuruluşlarına minnettarız. Her yaptığımız duyulsa-görülse dünya için tasarladığımız planı geliştirmek imkânsız hale gelirdi.

Oysa şuan da Dünya, tek merkezden idareye geçiş için yeterli teknolojik altyapı ve hazırlığa sahip durumda’’

Bu gelişmeleri ve bilgileri dikkate alanlar, Küresel sermaye sahiplerinin, imha edilecek hedef kitle belirleyerek ona uygun virüs veya bakterileri laboratuvarlarda ürettirip tüm insanlığı tehdit ederek kontrol altına almanın hesapları peşinde olduğunu iddia ediyor. Korona virüsü bu kanlı sermaye odaklarının acemilik eseri. Ortaya koydukları senaryoların bir nevi tatbikatını izliyorlar. Bunun sonuçlarından elde edilecek bilgi ve verilerle daha geniş bir hedef kitle belirleyerek kalfalık ve sonra da ustalık eserleri geliştirme kapasitesinde ve hevesinde oldukları da dillendiriliyor. Teknolojik alt yapı ve biyologlarında gayretleriyle bu teknolojiyi hem insanlara uygulayıp kontrol sağlamak hem de akıllı robotlar sayesinde daha zahmetsiz ve daha kolay yönetilebilir Dünya oluşturma hayalindeler.(4)

israilli Prof Harari’nin, bu akıllı teknolojiyi kullanarak Filistin topraklarındaki tüm Filistinlilerin Terörist israil tarafından 24 saat boyunca en ince ayrıntısına kadar takip edildiğini ve kontrollerinin sağlandığını 2018 Davos’taki konuşmasında ifade ettiğini biliyoruz. Teknoloji baskıcı totaliter katillere hizmet aracı haline geliyor ve üniversitelerde bilim insanları bu durumu destekliyor.

Korona krizi ve salgını asıl krizi gölgelemeye yarayacak şekilde algıya da kurban mı ediliyor? Oluşturulan algılar bazı gerçekleri ortaya mı çıkarıyor yoksa baskılama mı yapıyor? Ulus devletlerin salgınla baş edemeyeceğine, yetersiz kalacaklarına, maske üretmekten bile aciz olduklarına,  ikna edilen ve inandırılan halka seve seve robotların hayatımıza müdahalesi meşrulaştırılmaya, ölüm veya vaka sayıları ile korkutulanlara ise çip yerleştirmenin zarureti kabul mu ettirilmek isteniyor?(2)

1999 matrix filminde bir kişinin beyine bilgisayar bağlanmak isteniyor, 2019 Temmuzda neuralink şirketi tarafından geliştirilen robot insan beynine 24 mikron iğnelerle çip yerleştiriyor ve sunumu Elon Musk tarafından yapılıyor(5). 2016 da kurulan şirket ,bilim insanları ile çalışıyor hayvanlar üzerinde çalışıyorlar. 2020 de insanlara denemek istediklerini açıkça ifade ediyorlar. Beyin cep telefonuna bağlanarak dalgalarla uygulamaları yönlendirilecek. Facebook düşünceleri bile yazıya dönüştüren bir uygulama üzerine çalışıyor(8). Sadece Konuştuklarımızı değil konuşmadıklarımızı bile beynimizi okuyarak yazılı evraka dökme çalışmaları yapılıyor ve ilan ediliyor. Beyni yapay zeka robotlarına veya makinalarına bağlamaya ve makinaları beyne bağlamaya da çalışıyorlar. Beyindeki bilgileri hacklemeyi, istedikleri bilgileri de transfer etmeyi amaçlıyorlar.(6,7,9,10)

Demokrasi ve insan hakları gibi kavramlardan yeterince nasiplenmiş halklar olarak, kumanda ile yönetilen ve istendiğinde fişi çekilecek bir insan topluluğu yönetimine doğru eviriliyoruz.

Nükleer silahlanma hem pahalı hem sonuçları yıkıcı doğada kalıcı hasarlar oluşturuyor ancak salgınlarla belirlenen hedeflerde nüfus kontrolü sağlanabiliyor. Dünya kaynaklarının üçte ikisinin tükendiği, böyle giderse önümüzdeki 10 yıl içinde hayvan ve bitki türlerinin yarısından fazlasının tükeneceği iddia edilmektedir. Çözüm olarak salgınlar ile istenmeyen insanların ortadan kaldırılması mı planlanıyor?  Ancak böylelikle İklim değişikliği, küresel göçler, aşırı yoksulluk, kalıtsal hastalıklar, kronik hastalıklar, sosyal ve siyasi problemler minimize edilebilir, diye düşünülüyor.

Hollywood sanayisine bakarsanız yüzlerce salgın, kıyamet, insanlığın sonu, uzaylıların istilası, maymunların dünyayı ele geçirmesi, garip yaratıkların insanları yok etmesi gibi film ve diziler ile bu fikirler ve yaşananlar insanlara normalmiş gibi kabullendiriliyor. Şuanda evde kalanlarda da bu filmlerde yaşanan duygular hâkim durumda. Kendimizi dünyanın yok olacağına inandırılmış ve ancak bir kurtarıcı gelerek bizi kurtarabilir diye bekleyen aktörler misali film setinde hissettiriliyoruz.

Haşa elde ettikleri bilgi ve güç ile kendilerini Allah yerine koyan bu güçler tüm dinlerin geçersiz hale geleceği, tüm devletlerin anlamsızlaşacağı, insan hak ve hürriyetleri, demokrasi, sekülerizm denilen kavramların bile çöpe atıldığı, korku ve takip ile sindirilen ulaşılabilirse amaçlanan 500 milyon çip takılmış nüfüsa ulaşana kadar corona morona veya torona virüslerini ortaya yaymaya devam edecekler. Bu salgın oluşturan virüslerinde laboratuvar ortamında aşı çalışmaları sırasında maymun, domuz, fare veya insan cenini parçacıkları ile etkileşim ile ortamdan DNA parçacığı alarak zorunlu mutasyona tabi kaldığı iddialar arasında.

Evet dostlar bu tür salgınlara karşı eğer sumak suyunu konuşmaya, mezhepleri, dinleri, ırkları ayrıştırmaya devam etmeye, bilimden, gelişmeden, dinden, insanlıktan, vicdan, merhametten, adalet ve liyakatten, direniş ve mücadeleden uzaklaşmaya devam edersek kendini Allah yerine koyan küresel sermaye sahipleri bizim cebimizdeki telefonlardan elde ettiği bilgilerle küresel bir devlet kurarak, oluşturacağı seri salgınlarla ya bizi de öldürecek yada sağ kalabilirsek boynumuza bir çip takarak bizi kölesi olarak dünyada kendi refahı için çalıştırmayı düşünüyor. Hiçbir dine hiçbir mezhebe hiçbir ırka ve cinsiyete sahip olmanın bir anlamı olmayacak. İnsanlar kendilerini kontrol eden çiplerin markalarına göre ayrışacak iphone milletinden, IBM kabilesinden, Whatsapp cemaatinden, Huawei ulusundan veya fecebook mezhebinden olacaklar.  Yapay zekâ eseri askerler zabıtalar öğretmenler doktorlar hizmetçiler de cabası. Belki kapitalizm çökecek, devletler el değiştirecek, laikliği hatırlayan bile kalmayacak, değil kadın hakları insan hakları diye bir kavram bile olmayacak, corona  ve muhtemel morona ve torona  salgınlarından sonra sağ kalırsak sumak suyunu değil boynumuza yerleştirilen çiplerin markasını, kapasitesini ve fonksiyonlarını konuşuyor olacağız. En son Ekim 2019’da Çin’de Dünya Askeri Olimpiyatları sırasında Bill Gates ve Rockefeller destekli  yapılan “Event-201” Küresel Salgın Çalıştayında salgının 12 ay ile 18 ay sürebileceği ve 65 milyon insanın öleceği öngörülmüş.

Senaryolardaki hesap çarşıya uyarsa, başarabilirlerse 500 milyon nüfusa sahip yeni dünyada devletler bir çatı altında toplanacak, tüm insanlar aynı dijital parayı kullanacak, tüm insanlar aynı duygulara ve düşüncelere sahip olmaya zorlanacak, herkes aynı dili kullanacak, olmuyorsa bile aynı davranışları ortaya koymaları sağlanacak ve yaşam şartları aynı olacak, çevrende yanında yönünde yapay zekâ ürünü arkadaşların yardımcıların yöneticilerin olacak. Eşari , Maturidi , vahhabi, Şii, Hristiyan, Mecusi ,Türk ,Kürt, Acem, Arap hepsi tarih sahnesinden silinecek. Rockefeller ve Rothshildlerin nihai yönetici olduğu küresel baskıcı totaliter kölelik sistemi kurulacak ve son teknolojik takip ile kontrol edilen yeni bir dünya ortaya çıkacak.

Tüm bu hesaplar, senaryolar korkmuş sinmiş ve teslim olmuş bir insanlık üzerine kurgulanıyor. Bu hesabı yapanların, dünyanın her yerine yayılmış Habilleri, Davutları, Musaları, Hüseyinleri, Hamzaları, Don Kişotları dikkate almadıklarını görüyoruz. Allah’tan başka hiçbir otoritenin önünde eğilmeyen, insanlık için, adalet için, doğa için, hayvanlar için, berrak akan sular için, yalın ayaklılar için, evi sığınağı olmayan mazlumlar için, yurtlarından sürülenler için mücadele edecek milyonlar Allah’ın da yardımı ile bu hesapları bozacaktır. Bu baş döndüren ve insanları sindiren teknolojik güce karşı Don Kişot gibi bir kutsal savaş başlatmak ve dünyanın sonunu getirmek isteyen bu canavarlara karşı usulüne uygun savaşmak zorundayız. Onlar tüm insanları tek çatı devlet altında toplamak istemektedirler bizde, her dinden, her milletten, her mezhepten, her köyden, her şehirden, her ülkeden, merhametli, vicdanlı, adaletli ve hür insanlarla beraber  Peygamberlerin yolundan gidersek mücadelelerini kendimize örnek alırsak, Allah insanlığın, tabiatın, hayvanların ve bitkilerin haklarını savunanları makinalarla dünyayı yok etmek isteyen canavarlara karşı galip getirecektir.             

KAYNAKLAR

1.Rockefeller 2010 yılı Teknolojinin Geleceği İçin Senaryolar ve Uluslararası Kalkınma raporu

        http://www.nommeraadio.ee/meedia/pdf/RRS/Rockefeller%20Foundation.pdf

2.Bill Gates’in öncülük yaptığı dijital kimlik 2020 projesi

          https://id2020.org/

3.Her saniye verilerle destekleniyor

 https://www.worldometers.info/ .

4. The Economist Dergisi –Mart 2020 sayısı –Salgın bir el tarafından kontrol ediliyor kapağı

https://ukshop.economist.com/products/the-economist-in-print-or-audio-march-28th-2020

5. Neuralink Sunumu 2019-Elon Musk

https://www.youtube.com/watch?v=hm5PgJx4pUo&t=351

6.Maymun beyindeki sinyallerle yapay kolu kullanıyor.

https://www.youtube.com/watch?v=jOkpn0BN2HE

7.Beyin dalgaları ile makinaları hareket ettirmek

https://www.youtube.com/watch?v=hBAgVmlmFAY

8.Facebook-beyindeki düşünceleri yazıya dökme çalışmaları

https://www.youtube.com/watch?v=SSaCsAfOaSI

9.Beyine mikroçip yerleştirme amaçlı nörobiyologlar ve teknoloji uzmanları toplantısı

 https://www.youtube.com/watch?v=B2-YiXuXdp8

10. Beyin Bilgisayar arayüzü çalışması belgesi

https://www.biorxiv.org/content/10.1101/703801v4.full