Bugün 10 Muharrem. Bugün Aşura günü. Bugün Hz. Muhammed'in evlatlarının Kerbela Çölünde zalim Yezid iktidarı tarafından şehid edilişinin hicri 1380. sene-i devriyesi.  Tüm İslam ümmetinin, tüm Müslümanların en hüzünlü günü. Peygamber efendimizin dâr-ı bekâya irtihalinin üzerinden 50 yıl geçmemişken, kendini Müslüman olarak tanımlayan bir güruhun peygamber efendimizin evlatlarını katletmesi. İslam dünyasının faciası.

Aşura günü Hz. Hüseyin ve yetmiş iki yareninin kırk gün süren mahrumiyet, acı ve susuzluktan sonra katledilişiyle birlikte İslam Ümmetinin kucağına bitmeyen bir hüznü bırakmıştır. Zayıfta olsa var olan Hz. Adem'in tevbesinin kabulü, Hz. Yusuf'un kuyudan çıkışı, Nuh Tufanı'nın bitişi, Hz. Eyyub'un şifa bulması gibi rivayetleri bir tarafa itip, Aşura, Hz. Hüseyin'in şehid edilişinin günü olmuş, bir kutlama günü değil bir matem günü olarak hafızalarımızda yer tutmuştur.

Hz. Nuh’un tufanından itibaren yapılan aşure, Hicri 680 yılının 10 Muharremine kadar bize tüm bu rivayetlerin ışığında bir şenlik yemeğidir. 680 yılına kadar 10 Muharrem yani Aşura günü bizlere şenlik iken Peygamber evlatlarının kanının akıtıldığı o günden beri bizler için bir şenlik değil keder günüdür. O günden beri biz Aşuremizi o şehitleri anmak için kederle kaynatırız.

***

Aşura günü bir matem günüdür. Kerbela çölü Hz. Hüseyin'in şehid edildiği çöldür. bunlar doğrudur. Ancak Aşura gününe ve Kerbela çölüne sadece bu açıdan bakmak eksiktir. Aşura günü aynı zamanda bir zafer günüdür. Kerbela Çölü de bu zaferin kazanıldığı savaş meydanıdır. Bu zaferi Hz. Hüseyin ve beraberindeki bir avuç yiğit kazanmıştır. Bu zafer yıkılmaz denilen Muaviye’nin kurduğu iktidarın temellerini kökünden sarsmış, bin yıl süreceği zannedilen saltanatın ömrünü yüz yıldan aşağı çekmiştir. Bu zafer saltanatçılığa karşı Müslümanların öfkesini bilemiş, ardı arkası kesilmeyen isyanlar Emevilerin sonunu getirmiştir. Bu zafer, tüm İslam ümmetinin içerisine Ehl-i Beyt sevgisini kazımıştır. Nice azların nice çoklara çaldığı galebelerden biri olmuştur.

Maddi değer aleminde bir yenilgi gibi gözükse de manevi değer aleminde eşine az rastlanır bir zafer olmuştur. O gün “kan kılıca galebe çalmıştır”.

Aşura günü, tarihe bakış açımızı da değiştirmemize sebep olması gereken bir gündür. Tarihte zafer nedir? Kimdir muzaffer olan? Dünyevi kriterlerle sonuç için çalışanlar, öbür dünyası olan bir imtihan dünyasının muzafferleri olabilirler mi? Yoksa dünyevi sonuçları değil de yürünmesi gereken yolu en doğru şekilde yürümeye çalışanlar mıdır muzaffer olanlar? Allah hangisinin ismini yüceltir. Dünyevi zaferin sahibi Yezidin ismimi yücelmiştir? Sonu şehadet olan Hz. Hüseyin’in ismimi? İslami mücadelenin hangi değerler üzerine yapılacağı gücün değil hakkın galip geleceğini göstermiştir Aşura günü.

***

Aşura günü matemin ve zaferin günüdür. Kerbela çölü de hem şehadet hem de zafer meydanıdır. Bunlar doğrudur ancak yine de eksiktir. Aşura günü bir Furkan günüdür. Öyle bir Furkan’dır ki bugün, aynı dinden, aynı dilden, aynı renkten bile olsan hakkı batıldan ayırır. Zalimin yüzündeki maskeyi çıkartır, mazlumun haklılığını haykırır. Kerbela Çölü de büyük bir laboratuardır. Bu öyle bir laboratuardır ki, kimileri zorla, kimileri zerle kimileri de tezvirle test edilmiştir. İmtihanın kazananları Kerbela’nın mazlumları olarak şehid olurken, imtihanın kaybedenleri zalimlerle birlikte saf tutup peygamber evlatlarının kanına ellerini bulaştıranlar olmuşlardır. Aşura günü, insan denilen varlığın nasıl eşref-i mahlukat olabileceğini de esfel-i safilin olabileceğini de göstermiştir.

Beşer denen varlığın, İslam’ın özünden, manasından ve değerlerinden uzaklaştığında nasıl bir canavara dönüştüğünü gösteren bir laboratuardır Kerbela. Kendisine Müslüman diyen ve hatta Aşura’nın birkaç gün öncesine kadar Hz. Hüseyin’in ardında namaz kılan insanların nasıl canileşebileceğini, alçalabileceğini göstermiştir. İslam’dan özünden, manasından ve değerlerinden uzak kalan Müslümanın kendi peygamberinin evlatlarını susuz bırakarak şehit edebilecek kadar alçalabileceğini, dünya imtihanının bir ömür boyu sürdüğünü ve insan doğasının ne kadar değişken olabileceğini göstermiştir.

Kerbela laboratuarı yine aynı zamanda cephenin diğer tarafında olanların ise yarın şehit olacağını, bu dünyayı bırakıp gideceğini bile bile Hz. Hüseyin’e verdikleri ahitlerini bozmayarak, Hz. Hüseyin’le birlikte şehadete yürüyerek, kardeşinin nefsini kendi nefsine tercih ederek, şehadetleriyle tarihi yeniden yazarak beşerin nasıl gerçek birer “insan”a dönüşebileceğini de göstermiştir. Bu insan meleklerin dahi önünde eğildikleri insandır. Kerbela bu yönüyle insani alçalmanın ve yücelmenin bir laboratuarıdır.

***

Aşura günü ne sadece matemin, ne sadece zaferin ne de sadece furkanın günüdür. Aşura bunların hepsidir ve daha fazlasıdır. Aşura ne birkaç sayfalık yazıyla ne de birkaç ciltlik eserle manası anlaşılıverecek basit bir gün değildir. Aşurayı kendi baktığımız çerçeveye sıkıştırmaya ve diğer insanları da sadece bu pencereden bakmaya zorlamak Aşura gününün anlam derinliğine aykırıdır.

Kerbela Çölünün şehitleri, tarih sahnesinin muzafferleri ve bu laboratuarın öğretmenleri selam olsun size, aziz hatıranıza ve kutlu yolunuza.