15 Temmuz 2016 fetö tarafından yapılan hain darbe girişimi sonrası çok şeyler konuşuldu ve yazıldı. Kurdukları ve işlettikleri dershane ve özel okul yöntemi ile memleketin en zeki çocuklarını ve etki alanı oluşturmak açısından en yetkili ve en zengin kişilerin çocuklarını ağlarına takarak yıllarca cemaat evlerinde hikaye menkıbe rüya anlatarak kendilerine bağladılar. Cemaat evlerini dershaneleri sık sık Peygamberin ziyaret ettiği , çamaşırları ve bulaşıkları bile yıkadığı , Hz. Hamza’nın öğrenci evlerini koruduğu , Hz. Ali’nin risale okuyanları cennetle  müjdelediği , İmam Azam’ın ders kitabı yazdığı, Gazali’nin ders anlattığı, Mimar Sinan’ın yapılacak özel okulların projelerini çizdiğini , Yavuz’un ruhaniyetinin ve cesaretinin hep kendileri ile olduğunu hem cemaate devam edenlere motivasyon kazandırmak hem de katılacaklara propaganda olması açısından envai çeşit hikaye ve masallarla büyüdüler ve geliştiler.

Lise yıllarındaydım , okulda birçok arkadaşımla zaman zaman bir araya geliyor kitaplar okuyorduk , birileri bu cemaat denilen organizasyona bilgi vermiş ve tıpta okuyan abilerinin benimle görüşmek istediğini evlerine davet edildiğimi ifade ettiler. Evlerine gidemeyeceğimi ama çok istiyorlarsa dışarda konuşabileceğimizi ifade ettim. Hafta sonu bir parkta buluştuk tıpta okuyan bir fetö fanatiği benim evlerine gitmem gerektiğini çünkü peygamberi kaç defa evde gördüklerini ,  peygamberin gece eve gelip bulaşıkları yıkadığını falan anlatınca ben iyice gıcıklandım. Benim bu yalan hikayelerden etkilenmediğimi anlayan  tıpçı fanatik en son İzmir’de müptezel patolojik fethullahın bir grup öğrenci ile bir dağda kamp yaptıkları hikayeyi anlatmaya başladı.Risale okudukları sırada kendilerini tutuklamak maksadıyla askeri bir aracın dağa doğru geldiğini fark ediyorlar ve herkes çadıra giriyor fethullah her zamanki ağlamaklı edayla dua ediyor ve dua biter bitmez bir patlama sesi duyuyorlar. Çıkıp baktıklarında askeri aracın uçurumdan yuvarlanarak yandığını görüp seviniyorlar ve çadıra döndüklerinde çadırda iki büyük delik farkediyorlar. Fetullah yaptıkları dua sebebiyle Hz.Hamza’nın bir grup sahabe ile olay yerine geldiğini ve mızrağını askeri aracı hedef alıp attığını bu sırada mızrağın çadırı delip geçtiğini söylüyor. Tıpçı fanatik bunları duygusal bir modda gözleri dolarak bana anlattıktan sonra benim artık kendisine teslim olmamı bekledi. Ben peki sizi bu durumda Askeri araçtan kurtaran Hz.Hamza Uhud’da neden Vahşi ve Hind’e karşı kendini kurtaramadı ve Vahşinin attığı mızrak ile şehid oldu diye sorunca her şey alt üst oldu ve benden fethullahçı olmayacağı anlaşıldıktan sonra peşimi bıraktılar.

Ekonomik açıdan güç sağlamak için para toplama ayinlerine peygamber katılıyor sahabeler hazır bulunuyor, Yavuz, Fatih zaten kasanın başında oturuyordu. Rüya ve keşif denilen yöntemle insanlar duygusal açıdan sömürülen ve fakat sömürülmekten dolayı rahatsız olmak yerine vicdanen rahatlayan mutlu bir profil ortaya çıkarıyorlardı.

Yapılan tüm etkinliklere hatta Ajda Pekkan’ın şarkı söylediği Türkçe olimpiyatlarına bile Peygamber Efendimiz katılıyor ve bu etkinliklerden gurur duyuyordu. Peygamberin katılarak gurur duyduğu bu etkinliklere memleketin neredeyse  tüm siyasetçileri de beyaz mendillerle katılıyor gözyaşlarını silmekten kendilerini alamıyor ve bu tezgahın kurucusu olan paranoyak patolojik şahsa neredeyse ilanı aşk ediyorlardı.

Menkıbe üreten bu bacasız fabrika üreticileri,memleketteki taraftarlarını ve siyasetçileri  peygamber hikayeleri ve rüyaları ile afyonlarken, bir taraftan da MOSSAD ve CIA ile de işbirliği yaparak uluslararası düzlemde görevler ifa ediyor ve memleketimizde de Türk-Kürt , Alevi-Sünni çatışma zeminini oluşturmayı siyasal açıdan kendine görev sayıyordu. Memlekette İsrail ve Amerika çıkarlarına zarar verebilecek herkesi markaja alıyor ,dinliyor ,takip ediyor ve sahipleri olan MOSSAD’a bildiriyorlardı.

Yaşadığımız yüzyılda vahşet sergileyerek İslamı temsil ettiklerini söyleyen hortlaklar ile  , bu tarz yalan hikaye ve rüyalarla insanları afyonlayanların ortak amaca hizmet ettikleri ve aynı merkezden yönlendirildiklerini görüyoruz. Birisi insanları dinden uzaklaştırıyor diğeri uzaklaşmayanları hikayelerin esiri yaparak hakikate körleştiriyor. Mezhepçilik, kavmiyetçilik, bölgecilik ve muhafazakarlık hepsinin iç çatışma yaratacak düzeyde dinle bütünleştirilmiş itikad meselesi haline getirilmiş taviz verilemeyen  ana ilkesi  olmuş. Çizilen sınırlar , okunan kitaplar , dinlenen hikayeler ve takip edilen şeyh ve liderler fanatikliği arttırmış gelişmeye sorgulamaya engel olan yapılar ortaya çıkarılmıştır. Uluslararası küresel hegemonyana entegrasyonu sağlamak ve onlara hizmet edebilmek için kolay yönetilen ve yönlendirilen , kolay kanan ve kandırılan  yöresel dini yapılar oluşturulmuştur.

Bugün Fetö ile  mücadele nasıl yapılmaktadır veya hain ve düşman ilan edilen fetöye karşı hangi örgüt ve cemaatler nasıl mücadele etmektedir?

Fetullah yurtta nifak cihanda kaos peşindeydi. İçeride halkı mezhebi ve nesebi sebeplerle ayrıştıryor, dışarda ise Türkiye üzerinden Sünni Yavuz kültü oluşturarak mezhebi saiklerle yeni Çaldıran savaşlarına sahne olacak zemini, CIA ve İsrail’den aldığı istihbarat desteği ile sağlamaya çalışıyordu. Mezhepçilik ve ırkçılık üzerine din kıyafeti giydirmeye çalışan fetö İsrail’in vaadedilmiş topraklara kavuşması  ve rahat şekilde sınırlarını genişletmesi için ortadoğunun kaosa ve kargaşaya teslim edilmesi için uğraşıyordu . ABD ile İsrail’e vekaleten ama beyaz ata binmiş Yavuz figürü ile Şii İran’a karşı bir savaş vermek üzere itikaden ve siyaseten kendilerini hazır hissediyorlardı. ABD’ye teslim olmuş Körfez Krallıkları zaten İsrail’e hizmet etmeye ve gerekirse asker olmaya hazır kıvamdaydılar. Öyleyse tarihsel hilafet mekanizmasını Yavuz figürü üzerinden canlandırarak , menkıbelerle afyonlanan memleketin en akıllı insanlarını kullanarak CİA ve MOSSAD rehberliğinde mezhepçiliğin ve ırkçılığın tavan yaptığı duygularla İsrail’e güzel bir hediye vermek amacıyla yola çıktılar ancak uyuşturucuya maruz kalmamış ve muhtemelen Fetöcülerin dershanelerine veya özel okullarına kabul edilmemiş halkımız çakma Yavuz harekatına dur diyerek oyunu bozdu.

Piyasada var olan ve fetö ile mücadeleyi kişileştirerek fethullah karşıtlığı üzerine bina eden  tarikat cemaat ve yapılanmaların nerdeyse hepsi fethullahın yıllardır kullandığı keşf rüya hikaye ve menkıbe geleneğini devam ettirmektedir. Olağan üstü olaylar , kerametler, rüyalar ve  mehdi güzellemeleri anlatmayan neredeyse yok gibidir.

Piyasada boy gösteren tarikat cemaat ve yapılanmaların nerdeyse hepsi Çaldıran kahramanı Yavuz hayranı olup , ortalığı mezhep savaşına götürerek kan ve gözyaşı deryasına katkı sunacak kadar kendilerini hazır hissetmektedirler.

Bir tarafta tarihten hortlayarak çıkan ve kendisine benzemeyenlere kendi gibi düşünmeyenlere kendi mezhebinden olmayanlara karşı vahşet katliam üretmeyi İslam diye sunan ve ortadoğuyu kaosa teslim ederek İsrail’e hizmet eden dini anlayış , diğer taraftan keşf ve rüya ile insanları afyonlayarak mezhepçilik üzerinden İsrail çıkarlarına hizmet ederek Türkiye ve İran’ı savaştıracak dini anlayış aynı yerden üretilmiş ve aynı amaca hizmet etmektedir.

Bugün Fetö ile mücadele dersi verenlerin çoğunluğu geçmişte aynı hikayeleri dinlerken beraber ağlaşıyor ortak mendile gözyaşlarını siliyordu. Bugün artık fetullahın anlattığı hikayeler yok ama kendileri de fetullahtan geri kalmayan menkıbeleri ve kerametleri anlatmaktan geri kalmıyorlar.Fıkhen itikaden ve ahlaken çok bir farkları olmayanların sadece siyasi iktidar ile ilişkiler üzerinden meşruiyet kasmaları gelip geçici dünyada fazlaca bir anlam ifade etmeyecektir.

Fetö ile mücadele ettiğini söyleyen tarikat mezhep ve yapıların öncelikle keşf rüya menkıbe ve mehdi edebiyatından uzaklaşarak ayakları yere basan bir din anlayışına sahip olması ve mezhepçilik üzerinden çatışma değil farklılıklarla beraber bir dünya oluşturabilmenin felsefesini geliştirmek zorundadır.

Fetöden uzaklaşarak ona benzemek istemeyenler  menkıbe , keşf, rüya ,keramet , hikaye,mehdi ve Yavuz kültü konusunda kendini sorgulamalı ve değiştirmeli  , mezhepçilik ve ırkçılık sosundan vazgeçerek tüm insanlığa müjde olan İslam’ın kuşatıcı anlayışının kabul etmeli  ,ABD ve İsrail hususunda tavrını ortaya koyarak Emperyalizme geçit vermeyen siyasi olgunluğa ulaşmalı ve Fetullah’ı dinlerken beyaz mendille sildiği gözyaşının affını İslam dünyasında akan kan ve gözyaşını durdurmaya yönelik faaliyete giriştikten sonra Allah’tan af dilemelidir.

Mehmet Irmak

[email protected]