Rahat nefes alabildiği ve hiçbir sağlık sorunun olmadığı halde, sahip olduğu “gerçek zenginliğin” farkında ol(a)mayıp, hayattan abartılı bir şekilde şikayetçi olanlara eyvahlar olsun!

“Dünya hayatının örneği, ancak gökten indirdiğimiz, onunla insanların ve hayvanların yediği yeryüzünün bitkisi karışmış olan bir su gibidir. Öyle ki yer, güzelliğini takınıp süslendiği ve ahalisi gerçekten ona güç yetirdiklerini sanmışlarken (işte tam bu sırada) gece veya gündüz ona emrimiz gelmiştir de, dün sanki hiçbir zenginliği yokmuş gibi, onu kökünden biçilip atılmış bir durumda kılmışız. Düşünen bir topluluk için Biz ayetleri böyle birer birer açıklarız.” (Yunus Suresi, 24)

Atalarımız şöyle demiştir: “Kaybetmeden kıymet bilinmez”

Ayrıca, Peygamber Efendimiz (as) şöyle buyurmuştur: “Beş şey gelmeden evvel şu beş şeyi ganimet bilip değerlendir: İhtiyarlık gelip çatmadan evvel gençliğin, hastalıktan evvel sıhhatin, fakir düşmeden evvel varlıklı olmanın, meşguliyetten evvel boş zamanın ve ölüm gelmeden evvel hayatın kıymetini bil ve bunların hakkını ver!” (Hâkim, Müstedrek)

Adana'da az veya çok İslami hassasiyete sahip hemen herkesin tanıdığı bir arkadaşım bir gün beni ofisimde ziyaret ettiği sırada içinde bulunmuş olduğu ekonomik sıkıntısını dile getirirken şöyle bir ifade kullandı: “İçinde bulunduğum bu maddi sorunlardan dolayı 'böbreğimi satacağım', bu konuda ne diyorsun?”.

Benim de kendisine verdiğim cevap şu oldu: “Sen sana ait olan bir şeyi satabilirsin. Sana ait olmayan bir şeyi satamazsın”.

Neredeyse hayatının tamamını iki yakayı bir araya getirmekle uğraşan bu kardeşin kendisine verilen 'gerçek zenginliği' farkında olmayıp bir anlık gaflet ile bu sözü söylediğine inanıyorum.

Bu girişten sonra siz değerli arkadaşlarım ve bu sitenin müdavimleriyle sağlık durumumu ve hastalığımın seyri ile ilgili son durumu paylaşacağım ve benim durumumdan ders ve ibret alıp hayata daha pozitif bir gözle bakmanızı sağlamaya çalışacağım.

Çünkü şuna inanıyorum ki Rabbim Allah azze ve celle tarafından bende sizin için ders ve ibret alacağınız 'ayetler' olduğuna inanıyorum.

Sizin bana bakarak, hayata daha pozitif ve müspet bir bakış açısı ile daha güzel, sorumlu ve nimetlerin kıymetini bilen bir yaşam süreceğinize inanıyorum.

Bu fakir şu anda okumakta olduğunuz bu yazıyı çok zor şartlarda 1 kelimeyi anlaşılana kadar defalarca tekrarlamak suretiyle, bu da yeterli olmayınca karşıma geçip benim için özel olarak hazırlanan harf tablosundan tek tek harfleri göstererek adeta kan ter içinde kalarak tamamlayabiliyor.

Bu harf tablosunu şu anda çok yoğun kullanmasamda ileride sadece bu tablo sayesinde iletişim kurup derdimi anlatabileceğim.

Bu fakir 8 yıldır dünyada çaresi, tedavisi olmayan ALS hastalığı ve motor nöron olarakda bilinen illet hastalık ile mücadele ediyor.

Hastalığımın son durumu şu şekildedir: El ve ayaklarımı hiçbir şekilde kullanamıyorum. Hatta kullanmak bir yana üzerime konan sineği kovmaktan aciz bir vaziyette hareket kabiliyetimi tamamen yitirmiş durumdayım.

Bu fakir; nefes alıp veremiyor. Bunu solunum cihazı ile boğazıma açılmış olan delik aracılığıyla suni olarak sağlamaktayım.

Bu fakir; öksüremiyor ve tükürüğünü atamıyor.

Yeterli diyafram olmadığından ciğerlerde sık sık birikmiş olan tükürük ve balgamı dışarı atamıyorum. Bunu da suni olarak bu iş için özel olarak üretilmiş olan aspire cihazı ile yaklaşık 50 cm boyundaki bir hortumun belli bir bölümünü boğazımdaki delikten ciğerimin derinliklerine doğru acı içinde göndererek aspire cihazının oluşturmuş olduğu vakum sayesinde dışarı çekiyoruz.

Ahh bir öksürebilseydim.

Bu fakir; yemek yiyemiyor. Göbeğimin hemen altında açılmış olan PEG deliği sayesinde şırınga (enjektör) ile mama vererek besleniyorum. Beslenmeme engel olan; dilimdeki ve yutak kısmındaki kasların erimesi ve bundan dolayı yemek yeme eylemini yapamıyorum.

Bu fakir; konuşamıyor.

Şu anda bazı kelimelerin anlaşılabilmesi için çok çaba sarfediyorum ve olağanüstü bir efor sarfediyorum. Buna neden olan diyafram yetersizliği ve dilimdeki kasların erimesi sorunudur.

Bu fakir; koku alamıyor.

Buna neden olan şey, anlayabildiğimiz kadarıyla kendim nefes alıp veremediğim için solunum cihazından dolayı koku alma yeteneğini kaybetmiş olmam.

Bu fakir; ağlayamıyor.

Ağladığım sırada gözyaşlarımın acı ve yakıcı olması ve ayrıca diyafram olmaması nedeniyle ağlama sırasında yeterli solunumu sağlamak zor olduğu için kısıtlı da olsa ağlayınca cihaz sürekli uyarı veriyor. Bu nedenle ağlamaya göz yaşımın yakıcı olduğundan dolayı son vermek zorunda kalıyorum.

Bu fakir; gülemiyor.

Ağız içindeki kasların erimiş olması, yeterli diyaframın olmayışı ve ayrıca çenemin kaymış olmasından dolayı gülme eylemini gerçekleştiremiyorum. Sevincimi yüzüme yansıtamıyor, sadece tebessüm ediyorum.

Bu fakir; uyuyamıyor.

Boğazım yeni delindigi sırada yoğun bakımda yatarken bir gün Prof. Dr. Şebnem hocam eşime “uzun bir zaman geceleri uyuyamayacak” diye söylemişti.

Bunda hastalığın kendi etkisi ve ayrıca psikolojik durumun da etkisinin olduğunu söylemek mümkündür.

Ayrıca her gece “cennetim” olan annem ile birlikte sabaha kadar uyu(ya)madan türlü zorluklar içinde sabahlıyoruz.
Ve her sabah sabahlayabildiğimiz için Rabbimize hamd ediyoruz.

Çünkü gece geçirdiğimiz zaman içerisinde acil durumlar için çocuklarımı kaldırıp birtakım müdahaleler yaptıktan sonra kısmen rahatlayıp geceye kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Bulunmaz ve tarif edilemez bir nimet olan uykuyu uyuyabilmek için doktorların bana verdiği ilaçları siz sevgili dostlarım bir doz alsa 3 gün kendine gelemez. Fakat ne yazık ki bu ilaçları aldığım halde 1 saat bile uyuyamıyorum. Umarım uykunun ne kadar önemli bir nimet olduğunun şuurundasınızdır.

Sadece bir gece uyuyabilmem için nelerimi vermezdim ki!

Bu fakirin; ağzı akıyor.

Ağız içindeki tükürük kasları eridiğinden ağız içinden ve burundan gelen akıntıya engel olunamamaktadır.

Bu fakir; oturamıyor.

Vücuttaki kaslar eridiğinden dolayı uzun süreli oturuşlarda kalça kemiğinin baskısından dolayı ciddi sıkıntılar oluşmaktadır. Bundan dolayı sık sık pozisyon değiştirmek durumunda kalıyoruz.

Bu fakir; boynunu tutamıyor.

Vücudun tamamında olduğu gibi boyun kısmınında dik durmasını sağlayan kasların erimesinden dolayı hastalığın ileri derecedeki aşamasını gösteren boyun düşmesi oldukça ciddi sıkıntılar yaratıyor.

Tüm bu sıkıntıları alt alta, üst üste, yanyana koyduğumuzda öyle bir manzara çıkıyor ki o manzarayı şu şekilde ifade etmek istiyorum:

Ne engellisi kardeşim biz engelli ya da (arızalı bir ifade ile) özürlü değiliz kardeşim. Ben ve benim gibi ALS hastaları hasbelkader ”yaşayan ölüleriz” be kardeşim!

Umarim bu fakirin derdini ve sıkıntılarını okuduktan sonra sahip olduğunuz ”gerçek zenginliğin” farkına vararak bu zenginliğin şükrünü eda etme noktasında çok iyi bir hisse almışsınızdır.

Şayet bu zenginliğin farkına var(a)mayarak ufak tefek maddi veya manevi sıkıntılardan dolayı hayatı yaşanmaz bir hal alıp bu durumu çevresine yansıtan bir insansanız size seslenmek istiyorum.

Yukarıda saymış olduğum ve hayatımı çileye çeviren bu sağlık sorunlarımı para karşılığında bana verecek olan var mı?

Ve soruyorum: ”KİM MİLYONER OLMAK İSTER!?”

Bu yazdıklarımı 1001 kişi okusa,
101 kişi anlamaya çalışsa,
11 kişi anlayıp,
1 kişi bize hayır duasında bulunsa bahtiyar olacağım.

En kalbi selam ve muhabbetlerimle...