Hafıza-i beşer nisyan ile malûldür. Türkiye-İsrail anlaşmasının gündemde olduğu ve anlaşmaya methiyeler düzüldüğü bugünlerde acı tecrübeleri hatırlamakta fayda var.

Halid Meşal, 1990’da Irak’ın Kuveyt’i işgal etmesinden sonra Ürdün’e geçerek Amman’daki Hamas Bürosu’nda siyasal faaliyetlerini sürdürdü. Müslüman ülkelerle ilişkiler geliştirmeye, Hamas için gereken finansal desteği sağlamaya gayret etti. İsrail-Ürdün arasında var olan sorunlar nedeniyle Meşal’in faaliyetleri Ürdün açısından sıkıntı oluşturmuyordu. 25 Temmuz 1994 yılında İsrail-Ürdün Barış Görüşmeleri kapsamında Kral Hüseyin ile dönemin İsrail Başbakanı İzak Rabin, ABD Başkanı Bill Clinton nezaretinde el sıkıştı. Tabii Meşal’in sürdürdüğü çalışmalardan İsrail rahatsızdı ve 1997 yılında İsrail yönetimi tarafından suikast kararı alındı. Kanadalı turist kılığındaki Mossad ajanları Amman’daki Hamas ofisine gitmekte olan Meşal’in yanına yaklaşarak kulağına zehir püskürttüler. Meşal’in koruması olayın farkına vardı ve Kanada pasaportlu iki kişi gelen polisler tarafından karakola götürüldüler. Olayı öğrenen Kral Hüseyin bizzat devreye girerek İsrail’den panzehiri istetti. Aksi halde İsrail ile ilişkileri kesmekten söz ediyordu. İsrail tutuklanan ajanlarını geri almak üzere panzehiri Ürdün’e yolladı ve Halid Meşal’in hayatı bu şekilde kurtulmuş oldu. Ancak İsrail-Ürdün arasında gerçekleşen barış antlaşmasından sonra Meşal de diğer istenmeyen Hamas üyeleri gibi Ürdün’den sınır dışı edildi.

Filistin’de modern dönemde İslami hareketin kökleri, Şehid İmam Hasan el-Benna tarafından kurulan Müslüman Kardeşler hareketine dayanır. Filistin’de birinci intifadaya kadar direnişin fikri çerçevesini laik Arap milliyetçiliği, yani FKÖ çizmiştir. Filistin’e İslami mücadelenin taşınmasında, Mısır’da eğitim gören Filistinli öğrencilerin oynadıkları rol büyüktür. Mısır’da öğrenim gören Filistinliler, İhvan ile ilişkiye geçiyor ve dava bilincini kuşanarak Filistin mücadelesinde bu çizgiyi sürdürüyorlardı. Örneğin, Şeyh Ahmed Yasin, Abdulaziz Rantisi, Fethi Şikaki, Mahmud Zahar gibi daha birçok direniş lideri Mısır’da öğrenim görmüştür. Mısır-İsrail arasındaki kronik hale gelen sorunlar, Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat’ın İsrail’le yaptığı Camp David barışı ile giderilmiş oldu. Anlaşmanın akabinde Sedat, Mısır Üniversitelerini Filistinli öğrencilere yasakladı ve öğrenciler Gazze’ye dönmek zorunda kaldı.

1993 yılında FKÖ lideri Yaser Arafat ile İsrail Başbakanı İzak Rabin arasında Oslo’da bir anlaşma imzalandı. Anlaşmaya göre beş yıl içerisinde başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin Devleti kurulacaktı. Tabii İsrail için anlaşma kâğıt üzerinde kalmaktan öteye geçmedi.  Anlaşmadan hemen sonra İsrail, yerleşim birimlerini önemli ölçüde arttırdı; Filistinlilerin topraklarına dünyanın çeşitli yerlerinden getirdiği Yahudileri yerleştirdi. Oslo anlaşması İsrail’in işgalci ve yayılmacı politikalarından vazgeçmesi bir yana Filistin topraklarındaki ceberut politikalarını tahkim etmesine neden oldu. Aynı zamanda, barış görüşmeleri Filistinlilerin direncini kırmaya matuf bir girişimdi, bu etki de halk üzerinde gerçekleşti.

Son olarak, Türkiye-İsrail ilişkilerinin Mavi Marmara sonrasında bozulmasının ardından Hamas liderlerinden Mahmud Zahar ile yapılan röportajda, Zahar’ın neler söylediğine kulak verelim:

Kesinlikle Türkiye’nin, iktisadi, siyasi ve stratejik olarak İsrail’le ilişkilerinin düzelmesi faydasına değil, sadece İsrail’in faydasınadır. Bildiğiniz gibi daha önce İsrail’in Türkiye ile ilişkileri sağlam olduğu halde denizde Türkiye’nin saygınlığına saldırdı ve halkından 9 kişiyi şehid etti. Kesinlikle İsrail hiçbir ülkeyle dost olabilecek bir rejim değil, bilakis kendi faydası için ilişkileri düzeltiyor… Türkiye olarak sizin konumunuz ve Filistin halkı için yaptıklarınız çok büyük değerdedir. Düşmanımız olan İsrail’le alakanızı tekrar düzeltmenizi istemiyoruz. Çünkü İsrail’le alakaların düzelmesi Türkiye’nin faydasına olmayacak.”(*)

Örnekler çoğaltılabilir…

Sonuç olarak şunu söyleyelim: İsrail ile yapılan hiçbir anlaşma Müslümanların lehine bir sonuç doğurmamış, Filistin mücadelesine katkı sağlamamıştır. Aksine bu anlaşmaların sonucu her zaman, Müslümanların tard edilmesi, daha fazla zorbalıkla karşılaşması ve neticede zelil bir duruma düşmelerine sebep olmuştur.

Vesselam…

(*)http://www.ilkehaberajansi.com.tr/haber/hamas-hedefinden-sasmayan-bir-ozgurluk-hareketidir-roportaj.html