Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Aralık 2013 tarihinde Manisa’da düzenlenen toplu açılış programında devlet kurumları içerisinde “birtakım çetelerin ve oluşumların varlığına” işaret ederek Türkiye’de 17 Aralık 2013 tarihinde başlatılan yolsuzluk operasyonu üzerinden dış güçlere yönelik suçlamalarını yeniledi. Erdoğan Manisa’da düzenlenen toplu açılış programında, 17 Aralık’ta yapılan operasyonla ilgili: “Başlatılan bu operasyon, Adalet ve Kalkınma Partisi’ne karşı değil, Türkiye’ye karşı yapılan bir operasyondur. Çünkü (şer güçler) Türkiye’nin gelişmesini hazmedemiyorlar. Yapılan bu operasyonların arkasında uluslar arası birtakım güçler ve bazı örgütler bulunuyor.” dedi.

Erdoğan “Kan ve savaş lobilerinin Türkiye’nin her alanda gelişme kaydetmesinde endişe duyduğunu” kaydederek; “Türkiye’ye karşı oynanan bu oyunu bozacağına” söz verdi. Yargı mensupları arasında bazı kimselerin, suçsuz kimselere karşı karalama kampanyası başlattıklarını ifade eden başbakan Erdoğan: “Maalesef yargı mekanizması içerisinde bazı yargıçlar, bazı şahısları zan altında bırakmak için, gizli belgeleri ortaya çıkarmak suretiyle suç örgütleriyle işbirliği yapmakta ve bazı basın kuruluşlarıyla ortak hareket etmektedirler.” diyerek şunları ekledi: “Partimizden istifa eden üç milletvekilinin parti içerisindeki fitne unsurlarıdırlar. Bu sebeple kendi iradeleriyle partiden istifa ettiklerini söyleseler de onları partiden biz kovduk.”     

Devlet içerisindeki paralel bir yapılanmayı, 17 Aralık operasyonunun arkasında durmakla suçlayan Erdoğan, bu tür yapılanmaların, terörist ve korsan yapılar olduğunu ve Türkiye üzerine kâbus gibi çöktüklerini söyledi.  

Öte yandan Erdoğan Hükümeti’nin Kültür eski Bakanı Ertuğrul Günay, “partiden kovuldukları” ile ilgili olarak: “Partiden (Günay’ın ifadesiyle: gemiden) kendi isteğimle ayrıldım. Erdoğan’a ve (bizden sonra edineceği) yeni ol arkadaşlarına ‘keyifli bir yolculuk’ dilerim.” dedi.

Fethullah Gülen cemaatinin avukatı, yaptığı açıklamada; yolsuzluk operasyonuyla alakalı yapılan protesto gösterilerinin ve bu çerçevede yaşanan şiddet olaylarının, kamuoyu nezdinde gündem saptırma işlevi gördüğünü ve bu sebeple asıl sorun olan “yolsuzluğun” göz ardı edildiğini söyledi. Başta Ankara ve İstanbul olmak üzere birçok bölgede gerçekleştirilen yolsuzluk karşıtı protestolarda 70 kişi gözaltına alınmıştı.

Erdoğan kabinesinin yeni Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ise, hükümetin, birtakım hatalarının olabileceğini; ancak hükümetinin istifasına gerektiren bir durumun olmadığını, yapılan hatalardan dönülebileceğini ve hatadan dönmenin de bir fazilet olduğunu belirtti.  

BDP kökenli Mardin bağımsız milletvekili Ahmet Türk, yolsuzluk operasyonun asıl amacının yolsuzluğu ortaya çıkarmak olmadığını söyledi. Türk; bu operasyonun paralel devlet yapılanmasının maslahatını korumaya dönük bir girişim olduğunu, buradaki aktörlerin Fethullah Gülen hareketinden ibaret olmadığını dile getirirken; bunun dış destekli bir operasyon olduğuna dair güçlü işaretlerin bulunduğuna dikkat çekti.

Diğer yandan PKK’ya yakınlığıyla bilinen “Özgür Gündem” gazetesi, “Kürt kanının dökülmesinde müttefik” olarak tanımladığı Erdoğan ve Gülen hareketini sert bir dille eleştirdi.

Cumhuriyet Halk Partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu yaşanan olaylarla alakalı olarak: “Erdoğan yolsuzluk yapanların peşine düşeceğine, polis teşkilatında bir takım tasfiyelere kalkıştı.”diye eleştiride bulunurken; yardımcısı Umut Oran da yaşananları bir Rus oyuncağı olan “matruşka”ya benzetti. CHP genel başkan yardımcısı Oran: “Rus oyuncağı olan matruşka bebeklerinin içerinde yeni bir bebek çıkıyorsa, bu olayda da açılan her kutunun içerisinden Erdoğan çıkıyor. Bu yolsuzluk şebekesinin elebaşısı olarak gördüğümüz Erdoğan görevinden istifa etmelidir” diye konuştu. 

Hükümete yakınlığıyla bilinen Star Gazetesi yazarlarından Cemil Ertem: “Bugün yaşananlar, Türkiye’ye karşı bir savaş ilanıdır. Türkiye bugün, stratejik kurumlarını hedef alan çok yoğun bir bombardıman altındadır. Bu operasyonun şifreleri yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. Bunlardan ilki Kürdistan petrollerinden elde edilecek gelirin Halk Bankası’na yatırılmaması yönündeki karardır. Nitekim Erbil yönetimi ile Bağdat hükümeti, petrol ihracından elde edilen gelirlerin, Halk Bankası yerine, ABD Federal Bank’a yatırılması yönünde anlaştı.  Hesaplamalara göre Türkiye böylece yıllık 26 milyar dolarlık para akışının dışında bırakılarak 11,5 milyar dolarlık zarara uğratılmış oldu. Başlatılan yolsuzluk operasyonu, Türkiye’yi maddi yönden zarara uğrattığı gibi, stratejik, siyasi ve ekonomik yönde de büyük bir zarara uğratmıştır.” 

Gazeteci yazar Cemil Ertem, Türkiye’nin operasyon sebebiyle yaşadığı bu kaybı telafi etmenin mümkün olmadığını, bu operasyonun yolsuzluk operasyonu olmaktan çok Türkiye’ye açılmış bir savaşa dönüştüğünü kaydetti. Türkiye’nin telekomünikasyon araçları, iktisadi teşekkülleri, enerji hatları gibi önemli stratejik kurumlarının, büyük bir tehlike altında olduğunu operasyonun asıl hedefinin sadece siyasi iktidarı tasfiye etmek olmadığını, asıl hedefin, iktisadi hayatı alt üst etmek suretiyle devletin yapısını ifsad etmek ve ülkeyi yok etmek olduğunu sözlerine ekledi. 

Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e yakınlığıyla bilinen gazeteci yazar Fehmi Koru ise, Türkiye’de cereyan eden olayların büyük bir maddi kayba sebep olduğunu, olaylar sebebiyle, şirketlere ait Borsadaki kaybın 50 milyar dolar olduğunu ve bunun yanında faizlerin de yükseldiğini belirtti. Koru, borsa ve yükselen faiz sebebiyle yaşanan 50 milyar dolarlık kaybın dışında gözle görülmeyen 50 milyar dolarlık kaybın daha olduğunu, bu maddi kayıpların- operasyonun asıl hedefi haline gelen- Halk Bankası’nın yaşadığı kayıpla birlikte çok daha büyük boyutlara ulaştığını söyledi. 

Gazeteci yazar Fehmi Koru son olarak yolsuzluk operasyonunda ortaya atılan iddiaların doğru olduğunu kabul etsek bile, belediye seçimleri arefesinde Türkiye’de meydana gelen maddi kaybın yolsuzlukla alındığı iddia edilen rakamların çok üstünde olduğunu belirtti ve bu operasyondaki en büyük kaybın, Türkiye’nin dış dünyada yaşadığı itibar kaybı olduğunu söyledi.

Çeviri: Mehmet Seri DOĞRU