Lübnan’daki Filistinli İşçi Sendikaları Birliği, Lübnan Çalışma Bakanı Kemil Ebu Süleyman ile yaptıkları toplantıdan olumlu bir sonuç çıkmadığını bildirdi.

Lübnan’daki Filistinli İşçi Sendikaları Birliği, Lübnan Çalışma Bakanı Kemil Ebu Süleyman ile yaptıkları toplantıdan olumlu bir sonuç çıkmadığını bildirdi.

Birlik, dün (25 Temmuz Perşembe) konuyla ilgili yayınladığı bildiride, Bakan Ebu Süleyman ile görüşen heyetin Filistinlilerin taleplerini ilettiğini açıkladı.

Bildiride, görüşmede Lübnan Çalışma Bakanlığı’nın uygulamaya koyduğu plandan vazgeçilmesi, çalışma izninin iptal edilmesi ve sosyal güvenlik yasasının değiştirilmesi taleplerinin dile getirildiği kaydedildi.

Bildiride ayrıca söz konusu taleplerin kabul edilmesinin Filistinli mültecilerin tüm insani haklarının kabul edilmesi için ciddi bir Lübnan-Filistin diyaloğuna kapı açacağı ifade edildi.

Filistinli mültecilerin barışçıl gösterilerini desteklediğini kaydeden Filistinli İşçi Sendikaları Birliği, Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, Lübnan Başbakanı Saad El-Hariri ve Lübnan Parlamentosu Başkanı Nebih Berri’den Lübnan Çalışma Bakanlığı’nın kararının yol açtığı krizin bir an önce çözülmesini istedi.

Bu arada, İslami Direniş Hareketi (Hamas) liderlerinden Rafet Murra, Filistinlilerin protesto gösterilerinin amacına ulaşıncaya kadar devam edeceğini söyledi.

Murra, gösterilerin amacının Filistinli mültecilerin yabancı işçi statüsünden çıkarılmasını ve mülteci kartıyla tüm çalışma haklarının verilmesini sağlamak olduğunu belirtti.

Lübnan'daki Filistinli mülteciler temel haklarından yoksun

Lübnan, İsrail'in işgal ettiği Filistin topraklarında bağımsızlığını ilan ettiği 71 yılı aşkın süredir Filistinli mültecilerin birçok temel insani ve ekonomik haktan yoksun olarak yaşadığı ülkelerin başında geliyor.

Ülkede, 2001 yılında çıkarılan yasalar gereği bu hak ihlalleri daha da artarak resmileşti. Filistinlilerin, 2001 yılından itibaren mülk edinme ve sahip oldukları mülkü çocuklarına miras bırakma hakkı olmadığı gibi doktorluk, avukatlık, eczacılık başta olmak üzere yaklaşık 20 mesleği yapmalarına da izin verilmiyor.

Filistin mülteci kamplarındaki altyapıya herhangi bir katkı sunmayan ve mülteciler için bütçesinden hiçbir pay ayırmayan Lübnan devleti, ayrıca Filistinlilerin kamuya ait sağlık, eğitim ve sosyal hizmetlerinden de yararlanmasına yanaşmıyor.

Resmi bir devletin vatandaşı olmadıkları için Lübnan'da çalışan diğer yabancılarla aynı hakları talep edemeyen Filistinli mülteciler, inşaat gibi ücreti düşük ancak meşakkatli işlerde çalışmak zorunda kalıyor.

Başta Filistinliler olmak üzere birçok uluslararası kurum ve sivil toplum örgütü, sık sık Lübnan hükümetine seslenerek "onlarca yıldır sürgün hayatı yaşayan Filistinli mültecilere haklarının verilmesi" çağrısında bulunuyor.

Lübnan'da 12 Filistin mülteci kampı var

Lübnan'ın farklı bölgelerinde yer alan El-Biddavi, Burc el-Baracne, Sabra ve Şatilla, Ayn el-Hilve, Nehru'l-Barid, Raşidiyye, Burc eş-Şemali, El-Bas, Vifel, Miye Miye, Dbaye ve Mar İlyas isimli 12 kampta yaşayan Filistinli mülteciler, hayatlarını çok zor şartlar altında sürdürüyor.

Birleşmiş Milletlerin (BM) verilerine göre, Lübnan'da 483 binden fazla Filistinli mülteci yaşıyor ancak kayıtlı olmayanlarla birlikte bu rakamın 600 bine kadar çıktığı söyleniyor. Lübnan nüfusunun yaklaşık yüzde 10'unu oluşturan bu mültecilerin yarıdan fazlası (yüzde 62), altyapı ve sosyal imkanların çok kısıtlı olduğu 12 mülteci kampında yaşarken geri kalanlar ise kamp çevresinde ve ülkenin farklı bölgelerinde ikamet ediyor.

Mültecilerin statüsüne ilişkin 1951 Sözleşmesi ve 1967 Protokolü'ne taraf olmadığı için mültecilerin haklarının korunması konusunda sorumluluk kabul etmeyen Lübnan, İsrail'den sonra Filistinli mültecilerin en fazla hak ihlaline maruz kaldığı ülke konumunda.

Nüfusunun yarısı 25 yaşın altında olan bu kampların iç güvenliği, farklı Filistinli gruplar tarafından sağlanıyor. Bazı kamplarda bu gruplar tarafından oluşturulan ortak güvenlik birimleri bulunuyor. Yabancılar için girişlerin izne tâbi tutulduğu kampların giriş ve çevresinde Lübnan ordusu görev yapıyor.

Altyapısı olmayan kamplarda, en büyük sorunların başında su ve elektrik sıkıntısı yer alıyor. Nüfus artışının hızla devam etmesi de eğitim ve sağlık imkanlarının her geçen gün daha da yetersiz kalmasına neden oluyor.