Milli Gazete Yazarı Hüseyin Akın, bugünkü köşesinde insani erdemlerin yozlaştığına vurgu yaptı.

Milli Gazete Yazarı Hüseyin Akın, bugünkü köşesinde insani erdemlerin yozlaştığına vurgu yaptı.

Ah Keşke!

Çok ihtiyacımız var.

Selamlaşmaya, birbirimizin gözlerinin içine bakarak tatlı bir tebessüme. Ekmek gibi su gibi muhtacız birinin gelip elini omzumuza koyarak, “Nasılsın?” demesine.

İyi olmasak bile, “Çok şükür” diye karşılık vermeye o kadar açız ki.

Biri gelse otursa yanımıza çay içer misin diye sorsa ve bunun bir soru değil teklif olduğunu hemen anlayarak, “Tabii teşekkür ederim, açık olsun” diyebilsek.

Hiç aklımıza bile gelmese bu kişinin nereli olduğu, hangi siyasi düşünceyi savunduğu, hangi takımı tuttuğu umurumuzda bile olmasa.

O bize Orta-2’ye giden oğlundan bahsetse, biz ona henüz emekleyen çocuğumuzdan.

Sohbet uzayıp gitse ve biz durmadan çayları tazelesek.

Önümüzden geçenler biz konuşurken selam verse, sohbeti kesip selamı alsak ve selamı alırken oturuşumuzu düzeltsek.

Meteoroloji sıcaklık ve yağış mevsim normallerinde olacak haberini verse.

Mahalleyi yeniden bir araya toplasak. “Toplanacak meydanımız yok, ama sebebimiz var” diyebilsek.

Üzgün yanlarımızı onarsak, sevinçlerimizi birleştirip onunla coşkular satın alsak.

Ekranlarda çıkan yüzler hiçbir şeyimiz olmasa.

Radyolar soğuktan bahsedince üşüsek.

Herkes birbirinden özür dilese.

Aynaya baksak ve ayna da bize baksa.

Gözpınarlarımızdan ta ayakucumuza doğru bir gözyaşı aksa.

Tam o anda uzak mahallelerin birinden bir ezan sesi gelip bizi bulsa.

Zamanı ve mekânı peşimize takarak o sesin geldiği yere doğru yürüsek.

Ömürlük bir abdest alsak.

Sonra oracıkta kalsak.

Orası burası olsa, burası orası…