Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı, Suudi rejimini İsrail rejiminin bölgedeki projesini uygulayan ve ona mali destek sağlayan bir rejim olarak nitelendirdi ve Hizbullah’ın direniş ekseni çerçevesinde İran’la olan iyi ilişkilerinden gurur duyduğunu belirtti.

Lübnan Hizbullah'ı Genel Sekreter Yardımcısı Şeyh Naim Kasım, Suudi rejimini İsrail rejiminin bölgedeki projesini uygulayan ve ona mali destek sağlayan bir rejim olarak nitelendirdi ve Hizbullah’ın direniş ekseni çerçevesinde İran’la olan iyi ilişkilerinden gurur duyduğunu belirtti.

Hizbullah Genel Sekreteri Yardımcısı Şeyh Naim Kasım şu ifadelerde bulundu: ‘Filistinlilerin anavatanlarına geri dönmesi, İsrail sorunundan kurtulmanın tek yoludur. Bunun dışındaki herhangi bir çözüm zaman alıcıdır. Müstekbirlerin bütün uzlaşma ve barış iddiaları, İsrail’i istikrara kavuşturma konusunda küresel istikbar girişimleridir.’

Şeyh Naim Kasım, İsrail rejimine karşı direniş gösterme konusuna ve direnişin Lübnan, Filistin ve bütün bölge ülkelerindeki zaferlerine değinerek şunları söyledi: ‘Direniş bölgenin denklemini değiştirdi. Biz, direnişin gölgesinde teslim olma aşamasından haysiyet ve güç aşamasına ve toprakların kurtarılması aşamasına ulaştık.

Direniş bölgedeki stratejik seçenekleri değiştirdi. Bütün bunlar gücümüzün ve irademizin yardımı ile gerçekleşti. Batı, ABD ve dünya, kaderimize hâkim olmak ve onu yönetmek için her zaman güçsüz ve zayıf olmamızı istiyor. Güçlü olduğumuz zaman, kuşaklarımızın kaderine ve geleceğine hâkim olabilir ve onu yönetebiliriz.

Büyük güçlere umut beslenemez, çünkü onlar İsrail’i savunuyorlar. Bu güçler bize çözümden bahsettiklerinde yalan söylüyorlar. Büyük güçler, hak sahibine haklarını geri vermek istediklerinden bahsettiklerinde de yalan söylüyorlar. Çünkü onlar İsrail’i ve bu rejimin işgal, cinayet ve suçlarını savunuyorlar.’

Amerika’nın direniş eksenine ve Amerika’nın despotluğuna karşı çıkan ülkelere karşı yaptırım ve baskılarına değinen Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı şunları söyledi: ‘Amerika'nın baskısı şimdi bize, İran'a ve tüm direniş eksenine uygulanıyor. ABD'ye ve politikalarına karşı çıkan Venezuela gibi diğer ülkeler bile baskı altındadır. Bu yaptırımları İsrail menfaatinin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Bu yaptırım ve baskılarla mücadele etmeliyiz, bunu yapabilir ve kazanabiliriz.

Arabistan, mevcut yöneticileriyle birlikte İsrail projelerine hizmet etme doğrultusunda finansal kaynaklar sunuyor. Suudi Arabistan, Arabistan’ın El-İhsa, Katif ve Şarkiyye bölgelerinden olmak üzere 34 kişiyi idam etti. Bu idamlar onların sadece Suudi rejiminin görüşlerine karşı çıkmalarından dolayı gerçekleşti. Bu, Suudi rejiminin kimsenin onun düzelmeyeceğini söylemesini kabul etmediğini ya da bu rejimin Yemen ‘de ve Filistinliler hakkında suç işlediğini ve Suriye’nin yıkımına karışarak bu ülkede de cinayet işlediğini kimsenin ona söyleyemeyeceği anlamına geliyor.

Suudi Arabistan İsrail’in bir aracıdır çünkü “Yüzyılın Anlaşmasının” ayrılmaz bir parçasıdır. Bu anlaşmanın girişi, Suudi Arabistan ve Körfez bölgesindeki bazı Arap devletlerinin yaptığı gibi Filistinlilerin haklarının normalleştirilmesi ve kaldırılmasıdır. Bunlar, bölgeyi ve ekonomisini tahrip eden ve İsrail'i daha güçlü kılmak için ulusları öldüren ve onlara mühimmat ve silah sağlayan ülkelerdir.

Bölgede gerçekleşen olaylar Suudilerin lehine değil, ABD'nin lehine bir projedir. Suudi Arabistan ABD’yi kendi menfaatine yönetecek kadar büyük değildir. Suudi Arabistan'ı bu ülkenin kaynaklarını sömürmek için kullanan Amerika’dır. Suudi Arabistan ne zaman Amerika’nın vebalini ödeyen bir ülkeye dönüşecek bunu bilmiyoruz ama bunun sonucunda Amerika aynı diğer yöneticilere yaptığı gibi Arabistan’dan da desteğini kesecektir.

İran'la iyi ilişkiler kurmaktan gurur duyuyoruz. İran ile birlikteyiz. Biz direniş ekseniyiz. Bölgede direnişin varlığı İran sayesindedir. Bütün bölge halkı ve direniş İran'a borçludur çünkü bölge halkları arasında direniş ruhunu üfleyen İran'dır. İmam Humeyni (ra) Şah rejimini bölgenin bağımsızlığı ve kurtuluş yollarını güçlendirmek için devirdi. Bu çok büyük bir başarıdır. İran İslam Cumhuriyeti ile bölgenin yüzü değişti ve bölge gücünü yeniden kazanmaya başladı.’

Şeyh Naim Kasım, bölge halklarının çıkarlarının sahte destekçilerine değinerek şu ifadelerde bulundu: ‘Bugün iki eksenle karşı karşıyayız. İran Ekseni ve Suudi Ekseni. Bu, İsrail’le mücadele eden birinin, İran’la iş birliği yapması gerektiği anlamına geliyor. İran’la mücadele eden birinin de İsrail projelerini desteklediği anlamına geliyor. Bu iki proje birbirine uymuyor. Müslümanların vahdetini desteklediğini söyleyen biri, o zaman neden İran’la değil? Filistin meselesini desteklediğini söyleyen biri, o zaman neden direnişi desteklemiyor? Batı’ya karşı olduğunu söyleyen biri peki o zaman neden Yemen’den Libya’ya kadar diğer ülkeleri tahrip ediyor? Bunlar cevaplanması gereken sorulardır.’